Kadın Aşk Acısını Çabuk Unutur!

Ayrılıkları ilk atlatan kadınlarmış gibi görünür, oysa ki onlara lütfedilmiş olan duygusal kuvvet sayesinde çok iyi ruh hallerini saklayabilir, düşündüklerini yansıtmadan aylarca durabilirler. Evet erkek kısmısı kolay kolay unutamaz.

Köpek olur, içer, sızar. Lakin unuttu mu da bir daha hatırlamaz, affetmez. Zaten kadınlar ayrılığı çok çabuk atlattıkları için uzun süre etraflarındaki kimseyi görmezler, bir daha sevilebileceklerine sevebileceklerine inanmazlar, kimselere güvenemezler ve eski sevgilileri çoktan yeni birini bulmuş, gününü gün ederken evde pjama, terlik, sümüklü sümüklü otururlar.
Erkeklerse ayrılık acısını bir türlü unutamadıkları için bir hafta geçmeden ilk ayarlayabildikleri boya küpü gibi bir kızın elinden tutup sırıta sırıta dolanırlar etrafta.

Bu durumu en iyi Teoman anlatmıştır bence: Kadın ağlar, erkek bakar Kadın duyar, erkek duymaz Kadın sorar, erkek susar Kadın gider, erkek içer Sonuç olarak kadınlar daha çabuk atlatır gibi gözükür. Çünkü kadının hayatında makyaj, giyim, aksesuar, para harcamak ve alışveriş gibi kendisi için çok hayati sayılabilecek detaylar vardır…

Ahmet, Selma’yı terk eder… Ayşe’nin umurunda mı? İlk bir haftayı saçlarıyla oynayarak (Kah balyaj, kah boyama, kah kestirme, kah ne idüğü belirsiz her türlü şekil) geçirir… Olmadı verirsin eline çantayı, sokarsın bir alışveriş merkezine, bir hafta orada dolansın dursun… Olmadı mı alışveriş yapsın yine süpermarketlerde.
Akdeniz soslar alsın falan… Kullanışsız ev gereçleri ve salak mumluklar… Olmadı kız kıza vakit geçirir.. Yine mi olmadı, o zaman da paranın açabileceği her kapıyla artık Ahmet’i çoktan unutacaktır…
Kadın aşk acısı çeker öyle mi?.. Hadi oradan… Evet bir zamanlar kabul ediyorum bu böyleydi.. Fakat bütün tüketimin kadınlar ve çocuklar üzerinden olduğu günümüz toplumunda, kadın gerçekten çok daha rahat atlatıyor bütün bu duygu sürüncemesini…

Ahmet de ne yapsın?.. İki gün ağlar, playstation oynar, olmadı okeye döner, olmadı içmeye gider… Küfürü koyar ortaya, bağıra çağıra konuşur… Ama en nihayetinde erkek ayrılığı kadından daha geç atlatır… Ha Ahmet umurumda mı değil… Selma’yı zaten sallamam… Fakat şu hayatta AVM’ler falan varken, kadına ayrılık, gözyaşı haram…

FİLAZof

1. CÜN: Fare uzun sure labirentun içinde dolandı ama peyniri bulamadı. İç cudileri zayif. 3. CÜN: Necatif. Sadece labirenti değil, odanun hemen her yerini aradi; tum dolaplari, çekmeceleri, kavanozlari karişturdi. Hatta pir tablonun arkasina ve ceplerume bile bakti. Bu fare tam bir salaktur. 7. CÜN: En ufak bir ilerleme yok. Artuk arama isteğuni bile kaybetti, telefonla kosedeki bufeden iki karişik dost, bir ayran istemiş. Zekadan boylesine yoksun oluşi deneylerumde yol almami onliyi. 18. CÜN: Zamanla becerileruni çelistirmesi lazimdi, ama sifir! Bursa’dan aradi, “Kaygilanmamami, peyniri bulacagini” soyledi.
Ona cittukce peynirden uzaklastugini anlatmaya calistum, ama dinlemedi.
Ciddi zeka problemi! 74. CÜN: Umutsuzluğa kapiliyurum; fare, henuz bir zeka belirtusi cösteremedi.
En son Tibet’ten aradi, hayatun anlami gibisinden bir şey bulduguni soyledi.
Ama peyniri bulamamiş ve artuk umurunda da degilmiş. Aptal hayvan!
Hayallerumden ve kariyerumden ceriye küfli peynurler kaldi. 93. CÜN: LABiRENTUN IÇINE KOYMAYI UNUTTUĞUM İÇUN FARENİN PEYNİRİ BULAMADUGUNİ FARKETTUM.

Hesap

Aarhus’un içkili lokantasında vakit gece yarısına gelmişti.
Garsonlardan biri arkadaşına, “Şu ilerideki masada sızıp kalmış olan adama ne diye kalkıp gitmesini söylemiyorsun?” diye sordu. “Dört kere uyandırdım, dördünde de başını dayayıp yeniden uykuya daldı.”
Öteki kurnaz kurnaz güldü: “Ne diye kalkıp gitmesini söyleyeyim. Dört seferinde de hesabı götürdüm, dördünde de itiraz etmeden ödedi!”

Alkışlı Yorum

Dershanede hoca vardır, sürekli garip tanımlamalarda bulunur. “Bu soruyu köşedeki sarışın hanım kızımız cevaplasın”, “Bu soruyu silgiyle oynayan arkadaşımız cevaplasın” der durur. Bir gün, “Bu soruyu esneyen arkadaşımız cevaplasın” der, 4 kişi birden konuşmaya başlar; sınıf dağılır..

Lütfü Albayrak/Takvim

Yorum Yapın

five × two =